Kayıtlar

Son Yazılar

Bir Doğum Günü Meselesi

Resim
Merhabalar efenim, Uzun zaman oldu buralara bir şey yazmayalı. Elbette bunun çok geçerli bir nedeni var: ailemize bir bebiş daha katıldı. Onun telaşı, uykusuzluğu ve sağlığı derken yazmaya fırsat bulamaz oldum. Aklıma geldikçe bir yerlere karaladım aslında ama buraya yazmanın tadı bir başka 🤗 Bazen, hatta çoğu zaman annelikten bahsetmek bazılarına sıkıcı gelebilir. Ama “diplomalı bir ev hanımı” olarak şu sıralar gündemimde bundan başka bir şey yok. Bu yüzden bu yazı, biraz anneliğe, biraz da kızıma… Belki bir gün o da okur diye. Geçtiğimiz günlerde biricik kızımın doğum günüydü. 15 Şubat’ta kutladık ve artık 5 yaşına girdik. Zamanın nasıl geçtiğini anlamak gerçekten zor. Kızım, Seninle büyümek aslında kendimi de büyütmek demek. Senin özgüvenli olmanı istiyorum, çünkü ben de özgüvenli olmayı öğreniyorum. Sana öğrettiğimi sandığım her şeyde, aslında ben de yeniden öğreniyorum. Mesela seninle her gün bir kitap okumak istemem, sadece sana bir alışkanlık kazandırmak değil; benim de bir kit...

Kişisel Gelişim Kitapları ve Kadınlar: Gerçekten Uygulanabilir mi?

Resim
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınların bireysel gelişimleri üzerine konuşmak önemli. Son yıllarda kişisel gelişim kitapları büyük ilgi görüyor. Ancak bu kitapların büyük çoğunluğu erkek yazarlar tarafından kaleme alınıyor ve genellikle bireysel hareket etme özgürlüğü olan insanlar için yazılıyor. Türkiye’de bir kadın olarak bu önerileri uygulamak, hele ki evli ve çocuklu bir anneyseniz ya da ailenizle yaşamak zorundaysanız, oldukça zor olabiliyor. Bir anne için “Her sabah güne bir saat erken başlayın, kendinize zaman ayırın” önerisi ne kadar gerçekçi? Çocuğun uyku düzeni sürekli değişirken ya da sabah kahvaltı telaşı başlamışken bunu uygulamak neredeyse imkansız. Ya da ailesiyle yaşayan bir kadın için, “Özgürlüğünüzü kazanın, kendi kurallarınızı koyun” demek ne kadar uygulanabilir? Toplumsal normlar içinde bireysel kararlar almak ve bunları istikrarlı şekilde sürdürmek, Türkiye’de kadınlar için büyük bir mücadele gerektiriyor. Kadınların yazdığı kişisel gelişim kitaplarına baktığımı...

Güvensizlikten Duyarlılığa Uzanan Bir Yolculuk

Resim
Güvensizlikten Duyarlılığa Uzanan Bir Yolculuk Bazı insanlar hayatta en çok iletişimi anlamaya çalışır. Kelimelerden çok, kelimelerin arkasındaki niyetlere, bakışlara, mimiklere, ses tonlarına odaklanır. Ben de kendimi bu insanlardan biri olarak tanımlıyorum. Ama bu yeteneğimin bir doğuştan gelen özellik değil, geçmişte yaşadığım deneyimlerin şekillendirdiği bir refleks olduğunu biliyorum. Çocukluk yıllarımda babamın bize hissettirdiği güvensizlik ortamı, beni sürekli tetikte olmaya, küçük detayları fark etmeye yöneltti. Babamın tutarsız davranışları, aniden değişen ruh halleri ve evdeki kaos ortamı beni "hissetmek" zorunda bıraktı. Çünkü kelimeler yetersiz kalıyordu; davranışlar ve mimiklerse sessiz birer rehber gibiydi. Çocuk gelişimi alanında yapılan çalışmalar, aile dinamiklerinin ve erken dönem deneyimlerin bir çocuğun dünyayı nasıl algıladığını doğrudan etkilediğini gösteriyor. Güvensizlik ortamında büyüyen çocuklar, çevrelerini daha dikkatle gözlemleme ve b...

Büyümek Üzerine

Resim
 Merhabalar Herkese, Uzun zaman sonra tekrar yazıyorum. Çok uzun bir zaman olmakla beraber anlatacaklarım bir gerçek hayat hikayesinden alındı. Pek tabi bilmeyenler için 1424 günlük bir kız çocuğum var. Bugün yazacaklarımda onunla yaşadığım bir anı üzerine  Bugün okula bırakırken aniden 'anne ben büyüdüm mü?' dedi bu soruya düşünmeden ' evet bebeklerden büyüksün diye cevap verdim.' düşündü ve 'ben daha da büyümek istiyorum ' dedi bundan sonraki cevabımı düşünerek duraksamadan verdim.' Büyümek zamanla olacak yani her gündüz ve her gecede büyüyeceksin ama büyüyünce oyuncaklarınla oynamak istemeyebilirsin. Bana fincanlarında kahve yapmayabilirsin. Bence biz şimdi bebeklerimizle oynayalım ve kahve yapalım çünkü bunu yapmak çok eğlenceli' dedim. Yüzüne bir tebessüm yerleşmesi cevabımın bir çocuk için tatminkar olduğunu gösteriyor. Cemre'nin yaşındayken annemin ayakkabısını giyme, makyaj malzemelerini sürme veya bir erkek çocuğu için babasının arabasını sü...

Pınar Gültekin Anısına

 Habil ile Kabil ; Havva ile Adem'in çocuklarıydı. ve abi Kabil kardeş Habildi. Öyle ki kıskançlık uğruna kardeşini öldürdüğünü dini kitaplarda yazar. İslam tarihindeki ilk katil ve ilk kıskançlık eylemi Kabil'indir.  Öyle ki 21 yy. dan yazıyorum hala kıskançlık uğruna katil olan hala Habil olanlar var. Hala Adem ile Havvalar ama bunları önleyen yok mu?  Birini öldürme fikrinin bir zihinde temelde bireysel bir eylemdir. Bunların bazen bir toplumda yer etmesi Töre olarak nitelendirebilir (Doğu- Güneydoğu) . Bu bahsettiğim iki cümleden hangi cinsiyette olursanız olun kadın gelecektir. Öyle ki bu 'töre' Türkiye'nin siyasi bir yol haritası gibi kadınların üstünde sadece. Güneydoğuda yaşıyorum kadınlar üzerindeki baskıları görüyorum, biliyorum . Ama kardeşim nasıl bir töre bir bölgeden bir ülkeye yayılır fikir olarak . Bir Töre kaç kadın cinayetine bulanır. Kaç kadın cinayeti töreyi temizler ? 8 mart 2023 herkes tarafında kutlandı. Pınar Gültekin'in zanlısı indirimsi...

Hayatın Baharı

 İnsan hayatının baharını ne zaman yaşar? 15 de gelin gidince mi? 75'inde sevdiğine varınca mı? Pamuk tarlasında çalışınca mı? Bir evin sahibi olunca mı? Bahar ne zaman bir insanın hayatında mevsim olur? Kış geçince mi? Dörde bölününce mi? Anlatmak istediğim insan ne zaman bahar olur ? Sevdiğinde mi sevildiğinde mi? Geldiğinde mi, gittiğinde mi? Konuşduğunda mı, sustuğunda mı? İnsan bir yolcudur. ne tam baharı olacak, ne tam kışı, ne de yazı kavuracak her şey olacak herkes olacak ama bir an, bir zaman olacak hep olmayacak...

Zehir

Zehrimi içimde taşıyorum ne bir akrep gibi sokarım ne de bir yılan gibi ısırırım, kendime yaparım. Dilim var güzel sözler söyleyen dudaklarım keza hep gülümseyen ... Zehrim var sizden olmayan ben de kalan içimde dolanan içimde kalan ve içimi parçalayan.  Hiç bir mr röntgen göremez... Çıkmaz sonuçlarımda bu davranışımın nedenleri bilinsinde istemem bilmek bilinmesi demek anlamak anlaşılmak demek degilki görmek demek acıyı yaşamak demek degilki sormak acıyı hafifletmiyorki zehrim öyleki yaşımla yaş alıyor yaşıma zehir katıyor.  Zehirli olmak demek kanserli olmak demekle aynı içimde belki hücrelerimin savaştığı bir bağışıklık savaşları olmuyor ama beynimde karıncalar tepiniyor. Hissediyor en küçük karıncanın ayak seslerinin ağırlığı Tanrım nasıl bir zehir bu... Başıma gelen güzel şeyler var evet şeyler yani adlarını tam olarak bir şey miydi? Tanimlayamıyorum evet ama güzel hislerdi hala etkisi yüreğimde anılarımda. Son olarak Ömer Hayyam in geçmişte aklımda kalan  kadar bir ...